04.12.2023


Kaybımdan ölemem sanırdım.
Azala azala yaşamak türküsü tutturmuş insanlığın.
Sancılı dilemması bu medcezirler,
Dağların sessizliği ve kimsesizliği.
Konar göçer kuş misali insanlar,
Oradan oraya, acıdan acıya,
Dağılıp, sarılıp, dirilip yeniden.
Düşmek gaflet uykusuna neden?
Ninemin minder yüzleri hüznüm,
Bahçenin otları kimsesizliğin.
Özlerken kapının eşiğini,
Bir el sallayanın hasreti yüzümde.
Islanırken yanaklarım, bir duanın şifasına sarılır yüreğim.
Allah’ımla başlayıp sessizliğe bıraktığım aminler,
Büyüdü ve kabullendi ruhum ölümü.
Alışamamak küçük saatleri dünyanın,
Büyük saatler derin uykusu insanın.
Anmak, anımsamak, tekrar yanarken,
Başını yaslayacak bir omza hasret bu karanlıklar.
Kendine sarılıp, kendinden yaralanmak; merhemsiz “iyiyimler” yamalamak dile.
Ölüm bir eve sinince, duvarları konuşur kimsesizliğin.
Kalanlar da ölümden önce ölür.
Eşyalar gidenlerini ummaz mı yeniden?
Ölüm bir eve girince, eşyalar bile azalır çokluktan.
Ağaçlar, okşayan ellerini arar yeniden.
Kapı girişindeki armut ağacının derin hüznü bu yalnızlık.
Kiraz ağacının okşanmayan yaprakları, rüzgarın sessizliği.
Yeşilin düzensizliği, nasırlı ellerin yokluğundan sitemli.
Karmaşanın ortasında kalan çam odunları, terk edilmişliği.
Salçalık biberlerinin kırmızılığı şimdi acı.
Kuruttuğun dolmalık biberlerde kaldı yaşamanın eşsiz tadı.
Yorgan ildiğin iğnenin bile özlemi derin.
Yapraklarını topladığın urmu küskün.
Ceviz ağaçları kurudu kederinden.
Ölüm bir eve girince, sağ kalanlar da dağlanırmış.
Ninemin sarmalık yaprak bastığı sarı bidonlar gibi şimdi hüzün.
Buruşmuş ellerinin sıcaklığı yok hiçbir yuvada.
İnceliği ve iyiliği, onun başkasının sesleri olur.
Elinin bolluğu, cömertliği; kalbinin güzel anılması ninemin.
İncirleri kurutan elleri, iğne deliğini görmeyen gözleri.
Pamuk yanaklarından okşamak şimdi hüznü.
Bir fotoğraf karesinde anmak şimdi varlığı.
Sarılmak boşluğa, uyanmak yokluğa.
Çiçekleri sulayan ruhun, onları dikmenin inceliği yüreğin.
Hanımellerinin derin özlemi, sevgin.
Zeytin ağaçlarını sulayan ellerin, ilgin.
O kadar yorgunken, bitmeyen iyiliklerin…
Sen bu dünyanın o bitmeyen inceliği,
Görünmeyen güzelliği.
Sen Anadolu kadınının temiz toprağı,
Yumuşak cömertliği.
Unutulmayacak iyiliğiydin dünyanın.
Sen tüm yoklukların ortasında varlık olandın.
Sen ne güzel bir kadındın.
O sıcacık tebessümün şimdi yok, neden?
Cevapsız konuşmalarım şimdi sessizliğin.
Sarıp sarmalayan kızım seslerin,
Avuçlarına katıp yüzüne sürdüğü aminleri ninemin.
Tebessümün en hüzünlü hali çehremin.
Hazanımın derinliği, acımın sessizliği,
Ölümün can alıcı güzelliği…
En masum hasretim sana, ninem.

Yorumlar

Popüler Yayınlar