HAZAN MEVSİMİ GİBİ UZUN SÜREN BİR HÜZÜN

 





Seni sevdim

Üşüyen bu sokakta,
soyunmuş ağaçların çıplaklığında,
titrerken dallar, çam ağaçları fısıldar:
“Geceyi biraz daha örtün üstüme.”

Uyanınca bu aydınlıklar,
onlara hiç dokunmayan gözleri kovalar.
Arabalar vızır vızır,
akıp gidiyor ayaklar.
Kimse; durup bakmanın,
gökyüzünden nefes almanın telaşında değil.

Göğün rengi mi bizi canlı tutan?
Solup kararmanın isteksiz adımları…

Yürürken bir kadın;
saçlarında güz yağmurları.
Şehir konuşurken insanlar usul usul susuyor.
Turuncu bir duvar içinde siyahtan adamlar;
bir şeyleri yoluna koyma telaşıyla savaşçı.

Depremin güz rengi kederi,
yeni duvarlar örmeye meyilli.
Yitirilmiş hayallerin üstüne
binalar kurmuş ümitli.

Bulutları nefes almayan bu şehirde,
güneşi doğurmak için çabalayan
insanların nasırlı elleri, kirli yüzleri…
Şehir yavaş yavaş uykusundan uyanıyor,
Ramazan’a hazırlanıyor dirençli.

Bir secde ile güçlenmek,
gözyaşlarında dirilen,
bir duanın güzelliğinde büyümek…
Tebessümün yağmurunda ıslanır
şehrin gizli yüzü.


Seni sevdim
kırılan bu şehirde.

Çocukları ölen,
insanları kederle yürüyen;
onarmaya çalıştıkça kanayan,
yarım kalmışlıkları saran
bir annenin göğsünde sakladığı acıdan…

Uyanıp uyanıp adımladığı yağmurlar altında,
insanın kederini saklayamadığı
bu şehirde,
bu yarım acılı yürekle
sevdim seni.


Seni sevdim,
gelmediğin yolları gözleyerek;
gözlerinde yıllanmış yaşlarla…

Otobüs durağının kalabalık yalnızları,
yorgun ve telaşlı adımları,
yağmurlar altında üşüyen
savunmasız, korunaksız bedenleri…

Herkesin bir rengi var bu karanlıkta:
bazen pembe, bazen yeşil,
sürdürülen bu gri yaşamda.

Kahverengi yapraklarda güz bulanıklığı,
üşüyen sobaların karanlık dumanları…
Silikleşen dünyanın cam arkasında,
kirli camların puslu sancıları.


Seni sevdim;
hiçbir şey ummadan,
senden geçmeden.

Kuş olup yüreğine uçmak isteyen
bir yolcu edasıyla;
sabredip olmazları da kucaklayan,
adımlamaktan vazgeçmeyen
bir düş gezgini gibi…

Sevmenin erdemini bilerek,
yürüdüğü yola ihanet etmeyen
bir yolcu gibi;
yükünü bırakan bulutların ağırlığında,
sevmenin ağırlığını bilen bir âşık gibi…

Bırakamayan,
tutunan,
onaran…

Sağanak sağanak yağsa da
hiç sönmeyen kalp yangınını
yüreğinde nefes aldıran,
 dünyanın tükenmeyen savaşları arasında;
tüm acıların ortasında,
binaları onarılmış insanların
yarım kalışları içinde
seni sevdim.

18.02.2026

Yorumlar

Popüler Yayınlar